Seviyorum seni var mı ötesiGetirip koymuşum masanın üstüne kalbimiKınından çıkan kılıç misaliKesip gelmişim ayrılığın kellesiniOmuzlarımda Mecnun’un cesediGözlerimde Leyla’nın çehresiSevmişim seni var mı ötesiSoymuşlar kervanımı bozguncularİpek...
Seviyorum seni var mı ötesiGetirip koymuşum masanın üstüne kalbimiKınından çıkan kılıç misaliKesip gelmişim ayrılığın kellesiniOmuzlarımda Mecnun’un cesediGözlerimde Leyla’nın çehresiSevmişim seni var mı ötesiSoymuşlar kervanımı bozguncularİpek...
gözlerimi vereceğim sana karanlıklar içinde gör diye değip geçerken insanlar yüzümüze sana ayrılıkları göstereceğim ve söyleyip bütün sözlerimi son yudumunu sana bırakacağım şarabın son sigaramı son otobüs kaçtıktan sonra içeçeğim küfürler edeceğim...
mumlar yanar ...vurur yüzüne gölgesi sevdanınkirpiklerin fermangülüşün cennetin bahçesi...mumlar yanar gecemizde...ısıtır üşüyen yanlarımızıbenimde derdim tasam kederim..gözlerinde son bulurve başlar ayıplaması gecenin bizikör sarhoşluğunda akrebin...yelkovanınmumlar yanar..is...
ve yarıldı gece ortasından gögüs kafesinindoğruldu kadınüstü başı vakitsiz aşklardan yamalıçıktı gecenin kalbindençatladı sokaklar hasetindenyürüdü kadınlaciverliğin içinekaybolup gitmek için..çatladı aşk hasetinden
Eski bir at arabası ve gıçırtısı taşlı yolların ağır bir türkü yarenliği bahtsız fukara ekini Uzar gider harman yeri ak sütünde yeni gelinin vurunca orağı ekine.. daha bir yakar ovayı...
bir tek sana yakışırdı gülmekacıtınca hayat bedenlerimizigeriye savururdun bereketli başak taneli saçlarınıumuda göz kırpardın..sarılıp bu bahtsız bedeneaşka şarap katardın..bir tek sen ekmek kokardınsütten kesilmiş bir...
Üç kuruşluktu dünyaşehirde akşam olurkenayrılırken sevgililerkaranlık odalara hasret çökerkenmehmet işbaşı yaparken vardiyasındanasılda paylaşılır tükenirken ömürtek bir sigara...gözler yollara akıtılırkulaklar kuşlara emanetsevda sabahları böyle başlarfırtına...
Bir deniz kıyısı getirdim sana Bir güneş sarısı ve karanfilleri çatlatacak kırmızı bıraktım pencerenin tam karşısına oturdum bir sigara yaktım seyrettim.. uçsuz bucaksız dertsiz tasasız.. seyrettim uzun uzun... gözlerine baktım.. saçlarına dokundum ...
miras bıraktım ayrılıklarımı ucu pullu birde mektup ve kalrnet taksimi çalarken kulaklarımın en ücra köşelerinde seni ilk defa kendimle aldattım uzun bir yoldu varlığın amansız bir sevda bende ki bir...
fesleğenler gibi eğilmiş narin bedenin bir yatağın üstüne... seyrediyorum tüm güzelliğini odaya sarkan ayışığında ayak bileklerin.. ve boynun o kadar masum ve güzel saçlarını savuruyorsun yüreğimin ta ortasına izmaritler kovalıyor birbirini kültablasının içersinde aylardan mart kedilerin...
Yanaklarından makas alınmış ceplerine uçurtmalar sığdırmış bir çocuktu karşıma alıp konuştuğum. ellerini batırmıştı çikolataya gözlerinde oyuncak vakti kundağı mas mavi beşiği tahta ve tahta kurusu ülkesi bir teneke leğende çimerdi arınırdı...
ucuz bir romandı yaşadıklarımız ilk sayfada ki tasvir ve üç noktalı bir anlatımdı tekil birer şahıstık bu aşkta dolaylı bir anlatımdı bizi biz yapan kavramların ardına gizlenip kafa tutuyorduk bizi bitirmeye...
sen yokken eskittim bütün hecelerini filimin mavi perdeler çektim odama siyah çeketimi astım keder askısına sen yokken ağız dolusu güldüm sonra ağladım yağmurda yürüdüm ıslandım ıssızdım kırlangıçları seyrettim kanat çırpıp...
küçüktü elleri gözleri kocaman bir ateş yanıyordu gözlerinin bebeklerinde kiralık bir ömür.. sırlarla gömülü eski bir hazineydi sözleri yıkıntılar arasında bir başına ben gelemem uzak köylerin habercisisin sen kaval...
çekip gittiler bir başıma kaldım rakı kadehini katlettim sigaraların ömürün söndürdüm gözlerimi dikip uzaklara şiir dilendim çekip gittiler en hakiki yanlızlığımda umursamadı kimse titremesini ellerimin bahaneler buldular sebepsiz değildi gidişleri ayrı dünyaların insanıydık kimiyle oysa aynı...